DOLAR
32,5985
EURO
34,7595
ALTIN
2.480,67
BIST
9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Açık
28°C
Diyarbakır
28°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
30°C
Çarşamba Açık
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
30°C
Advert

Hakk ve Batıl

24.01.2022 07:00 | Son Güncellenme: 24.01.2022 00:46
935
A+
A-

“Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” (Araf 43) Salat ve selam alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (SAV) ‘e O’nun ehli-beytine ashabına ve kıyamete kadar O’nun sünnet ve siretine tabi olanlara olsun. Bakara süresinde Allah Teala yeryüzünde bir halife yaratacağından bahseder ve bu halifeye yani insanlığın ilk atası ve ilk peygamber olan Hz. Adem’e her türlü isimleri öğreterek O’na muallim olmuş ve hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Daha sonra Allah Hz. Adem’e ve Hz. Havva validemize yasaklanan bir ağaç dışında cennet emirlerine amade kılınmış, fakat Şeytan vesvese vererek ayaklarını kaydırarak cennetten çıkmalarına sebep olmuş ve birbirlerine düşman olarak dünya gönderilmişlerdir. Böylece kıyamete kadar sürecek olan hak ile batıl iman ile küfür ve iyi ile kötünün mücadelesi başlamış oldu. Hakkın, imanın, adaletin iyinin sembolü temsilcileri peygamberler ve onlara inanan mü’minler ve Allah katında tek din olan İslam olurken batıl ise inkar ,küfür, şüphe, zulüm, haksızlık olmuştur. Hak, tevhit inancıdır. Allah’a iman ve teslimiyettir. Yalnızca O’na kul olmaktır. Bâtıl ise, Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr etmek ve O’na şirk koşmaktır. O’ndan başkasına kulluk etmektir. Hevâ ve hevesin esaretine girmektir. Allah’ın sayısız nimetlerine kör ve sağır kesilmektir.Hak Allah’ın hükümleri iken batıl ise insanların peşinde gittiği; İslam’a aykırı bütün inançlar, dünya görüşleri, hayat anlayışları, toplumsal düzenler, ideolojiler olmuştur.  Hakkın yolunu tutanlar, mazlumun, mağdurun ümidi olurken; bâtılda birleşenler, zulmün ve zalimin sesi olurlar. Hakka gönül verenler, yüce değerler uğruna mücadele ederken; bâtıla dalanlar, çıkar ve menfaati üstün tutarlar. Hak sevdalıları, yeryüzünü imar edip yaşanılır hale getirmeye çalışırken; bâtılın hizmetkârları, fitne, fesat, yalan, iftira ve bozgunculuk peşinde koşarlar. Hakka tâbi olanlar, dünyada barış, huzur ve adaleti temin için çabalarken; bâtıl taraftarları, kan ve gözyaşı akıtmaya; şehirleri harabeye çevirmeye; zihinleri ve gönülleri tahrip etmeye çalışırlar. Daha sonra hakk ve batılın temsilcileri Habil ve Kabil olmuştur. Allah teslim olan Habil, hakkın, mazlumiyetin ve masumiyetin tarafı olurken Kabil, Şeytan’ın vesveselerine ve kıskançlık yüzünden zulmün ve katliamının tarafı olmuştur. Hz Âdem ile Şeytan Habil ile Kabil arasındaki bu amansız düşmanlık bugüne kadar devam etti.  Sonra günler geçti Ademler bir koldan insi ve cinni şeytanlar bir koldan Habiller bir koldan, Kabiller diğer koldan çoğalmaya başladı. Çoğaldıkça Ademlere karşı kin, nefret arttı; Şeytan Allah’ın huzurunda kovulmasına sebep olan kibrini değil de Hz Adem’i gördüğü için düşman kesilmiş ve Hz Adem ve neslinden nefret etmiş ve düşman olmuştur. Ey Âdemoğulları! Size “Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık bir düşmandır; bana kulluk edin, doğru yol budur” dememiş miydim? Nitekim o şeytan sizden nice nesilleri saptırdı. Hiç aklınızı kullanmıyor muydunuz? (Yasin 60-61-62) ayeti ile bu gerçek ifade edilmiştir.Daha sonraki bütün hak davanın davetçileri olan peygamberler düşman olarak görülmüş nefret objesi haline getirilerek alay konusu oldular ve en son Mekke’de müşrikler Medine’de münafıklar ve bazı Yahudiler, Peygamberimiz ile alay etmişlerdi. Peygamberler ile alay edenler, hiç şüphesiz sapıklığı tercih etmiş, saygısızlığı ve ahlâk dışılığı şiar edinmiş kimselerdir. Adları ve sanları farklı da olsa zamanın mürtedlerin, münafıkların, kâfirlerinin İslam düşmanlarının da en belirgin özelliği bu olmuştur ve olmaya devam edecektir. Bu alçak şeytanlar ve şeytanın oyuncağı olmuş ideoloji ve kişiler fırsatını buldukları an kin ve nefretlerini kusmak için sıraya girdiklerini görüyoruz. Kimi zaman inancımıza kimi zaman ibadetlerimize kimi zaman giyimimize kimi zaman medrese, okul veya yurtlarımıza tahammülü olmayan azgın bir faşizmle zehirlerini akıttıklarını görüyoruz. Biz bunu doğru görmüyoruz Çünkü insan başkasının inancına katılmasa da insanı ayakta tutan, hayatı anlamlandıran inancıdır. İnsanların inancına saldırmak, insanın huzuruna saldırmaktır ki; “Ruhi yobazlık” “Din düşmanlığı” “Cehaletin ” ve ‘’faşizmin ‘’ dibidir.
Habiller cephesinde ise kan ve gözyaşı arttı.Kabiller öldürdü, Habiller öldü…  Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta, Myanmar’da Halepçe’de, Srebrenitsa’da Halep’de, İdlip’de Grozni Sabra ve Şatilla’da , Nahda meydanında 6-8 Ekim vahşetinde Doğu Turkistan’da doğru konuşmanın hakka tabi olmanın suç sayıldığı düzende tek gerçek Habillerin masum suretinde ölümün adıydı. Kabiller ’in hıncı bu güneş karşısında eriyip bir mum gibi akıp gitti. Hakk Allah’ın nuru ile ışıldamaya devam ederken Batıl’ın Şeytani ve Kabil duruşu ümmetin ve mazlumların üzerinden hiç eksilmedi. Allah’tan korkmayan Kabiller, İslam gerçeğinin ışığını karartma adına bir yol tutturup mazlum Habillerin canını almaya yemin etti. Şeytan VE Şeytana tabi olan sapkınlar ise Hz Adem’e ve O’un evlatlarına bitmez tükenmez bir kin ve nefret duymaya devam ettiler. Kan ve gözyaşının adı demokrasi oldu, insan hakları oldu… Nefretin adı ifade özgürlüğü oldu. Kabiller ve Şeytanlar, Hakk’ın savaşına karşı, batıl inançlarını bazen demokrasi bazen insanları bazen ifade özgürlüğü bazen feminizm bazen komünizm bazen laisizim bazen ırkçılık bazen de sanat ile perdeleyerek azgın köpeklerini Ademlerin ve Habillerin üzerine yürüttüler. Habil’in adı mazlum oldu. Kabil’in sureti Firavun, Nemrut oldu, Ebu Cehil oldu, Yezit oldu, İsrail oldu ABD oldu Rusya oldu Maocu Çin ve onların işbirlikçisi hain örgütleri oldu.  Gencecik fidanları bile kurtların bile yapamayacağı sokağa salınmış barbar itleri tarafından zulüm, vahşet ve barbarlıklar ile binalardan atarak sonradan yakarak kattlederken bile ‘’vicdanım’’ rahattır diyebilecek kadar acımasız, kalpleri demir gibi paslanmış vicdanı taş gibi katılaşmış kişiler oldular, milyonlarca insanı dünya savaşlarında katleden Hitler Stalin ve Mao oldular. Veya inançlarından dönemin din mazlumlarını darağacına götüren eli kanlı katiller oldular. Irak’ta 500 bin çocuk öldürdük, buna değdi diyen Emperyalist ABD2nin Eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright veya milyonlarca mazlumun katili Bush veya Barak Obama gibi caniler oldular, veya Suriye’de milyonlarca mazlumu kimyasal silahlar, varil bombaları ve bin bir silah ile katledilen işkence edilen tecavüze uğrayan ve yurtlarından sürülen milyonlarca çocuk, kadın ve mazlumun katili eli kanlı mezhepçi katil Esed oldu veya Suriye’de ’’ Suriye Savaşı yeni silahları denemek için bulunmaz fırsattı’’ diyen mazlum insanları ve coğrafyayı deneme tahtası yapan asrın Nemrudu Putin veya Filistinlerin katili kasap Ariel Şaron oldular veya Bağoz’da canlı canlı binlerce mazlumu gömen gözleri ve kalpleri İslam’a ve mazlumlara kin ve nefretten başka bir şey göremeyen Emperyalist Abd’in avcı köpeği ve mayın eşeği olan katil örgütler oldu.
Allah’a ve mukaddesatımıza kin ve nefretlerini akıtanlara bu ayet ile uyarıyoruz. .“Allah size Kitapta (Kur’an’da), “Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.” (Nisa, 140; bk. En’am, 68) Son zamanlara İslam’ın kutsallarına sistematik bir şekilde saldırı yapıldığını müşahede ediyoruz. Bir medeniyetin inancına ve peygamberine yapılan saldırı kabul edilemeyecek kültürel işkencedir. En son Hz Adem’e bir sözde şarkıcı bozuntusu ve bir standapçı tarafından yapılan saygısızlık sadece Hz Adem ( aleyhis selam)’a yapılmamıştır. Bu, diğer bütün peygamberlere ve bu milletin mukaddes değerlerine yapılan bir saldırıdır. İfade özgürlük adı altında bir milletin veya halkın değerlerine saygısızlık kabul edilecek bir şey değildir. Hakaret asla özgürlük değildir. Bu alçakları kale almayarak, hakareti kendi içine hapsetmek en güzel cevabımız olmalıdır. Biz kimseden illaki inanın demiyoruz sizden istediğimiz inancımıza saygılı olmanız ve o inandığınız demokratlığı göstermenizi istiyoruz. Yoksa demokrat maskesi takmış kapkara bir faşist ve toplumsal kin ve nefreti oluşturup kutuplaştıran aşağılık bir provokatör olarak tarihe geçeceksiniz.
Allah hem bu ümmeti, hem de bu ümmetin kutsallarını her türlü kâfirin şerrinden, küstahlığından ve haddi aşmasından muhafaza buyursun ve bundan sonra kâfirlerin kalbine, Allah dinine hakaret etmeye cesaret edemeyecekleri bir korku versin. Ve rahmet etsin o kutlu dinin hakkını savunan mümin kullarına… Rabbim! Hepimize hakkı hak, batılı da batıl olarak göster ve bizleri cennette Rasulullah (sav) hamd sancağı altında bir araya getirerek cemalini görmeye mazhar kıl. “Allah’ım! Hamd, sana mahsustur. Sen, yerin ve göğün nurusun. Sen, bütün varlıkların yegâne sahibi ve Rabbisin. Sen Hak’sın. Va’din de sözün de haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır. Cehennem de haktır. Peygamberler haktır. Kıyametin kopması haktır. Selam ve dua ile

ETİKETLER: ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.