DOLAR
31,1878
EURO
33,7431
ALTIN
2.034,96
BIST
9.170,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Açık
16°C
Diyarbakır
16°C
Açık
Perşembe Açık
16°C
Cuma Az Bulutlu
14°C
Cumartesi Çok Bulutlu
11°C
Pazar Az Bulutlu
15°C
Advert

HÜDA PAR’dan Şeyh Said çıkışı: “Şeyh Said Efendinin asaletinin zekâtı hepinize yeter ve artar

HÜDA PAR’dan Şeyh Said çıkışı: “Şeyh Said Efendinin asaletinin zekâtı hepinize yeter ve artar
20.12.2023 15:33 | Son Güncellenme: 20.12.2023 15:43
28
A+
A-

 

TBMM’de basın toplantısı düzenleyen HÜDA PAR Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, “Şeyh Said Efendi’nin de Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed aleyhissalatu vesselamın soyundan olduğunu ve o soyun sadece bizlerin bu dönemdeki milletvekillerinin değil bu meclise gelmiş geçmiş bütün milletvekillerinin soyundan daha değerli olduğu, o asaletin zekatının bile gelmiş geçmiş bütün milletvekillerine yeter ve artar olduğunu buradan ifade etmek istiyorum.” dedi.

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında iç ve dış gündeme dair önemli açıklamalarda bulunan HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı’dan Şeyh Said çıkışı geldi.

Şeyh Said’i mesnetsiz iftiralarla karalamaya çalışanlara sert yanıt veren Ramanlı, “Şeyh Said Efendinin asaletinin zekâtı hepinize yeter ve artar” diyerek rest çekti.

Konuşmasında ABD’nin Yemen’de ki Husilere karşı kurduğu Deniz Görev Gücü ve Gazze’de yaşanan soykırımla başlayan Ramanlı ardından iç gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Üniversitelerde görev alan 657’ye tabi memurların sorunları ve Siirt ilindeki sorunları gündeme taşıyan Ramanlı, ardından basın mensuplarının Şeyh Said tartışmaları, hutbede Mustafa Kemal’e dua edilmesi üzerine camiden çıkan ve sosyal medyada bu duruma tepki gösteren Ahmet Bostancı’nın tutukluluk halinin devam etmesi tartışmaları ve infaz düzenlemesi konularına dair soruları soruları yanıtladı.

ABD öncülüğünde Yemen’deki Husilere karşı kurulan Deniz Görev Gücü meselesi

Açıklamalarına 70 günü aşkın süredir Gazze’de yaşanan katliam ve soykırımlara dünyanın sessizliğini dile getirerek başlayan Ramanlı, “70 günü aşkın bir süredir Gazze’de insanlığa karşı bir suç işleniyor ve bütün dünya sadece izliyor. En son bütün dünyanın bu sessizliğine rağmen kendi kıt imkanlarına aldırış etmeden Gazze’de ki bu saldırılara ve İsrail’e bir cevap olsun diye Yemenli Müslüman kardeşlerimiz siyonistlerin ticaret gemilerinin engellenmesi hususunda bir insiyatif geliştirdiler ve çok da ciddi bir yankı uyandırdı. Belli ki siyonistler ve onları azmettiren emperyalist güçler bundan ciddi rahatsız olmuşlar ve adına ‘Deniz Görev Gücü’ dedikleri bir oluşumun ilk sinyallerini verdikten sonra bugün artık bunu fiiliyata geçirme iradesi gösteriyorlar.

Bütün dünyanın gözleri önünde adeta bütün Müslümanlarla,bütün insanlıkla alay edercesine şu ifadeleri kullanmaktan geri durmuyorlar. ‘Seyrusefer özgürlüğü… Bölgesel güvenlik ve refahın sağlanması… Pervasız Husi saldırılarının ticaretin serbest akışını tehdit etmesi… Masum sivil denizcilerin hayatının tehlikeye atılması… Uluslararası hukukun ihlal edilmesi…’ On binlerce kadın ve çocuk öldürüldü, bu emperyalistlerin dilinden bu ifadeleri duymadık. İnsan hakları, çocuk hakları, seyahat özgürlüğü, basın özgürlüğü, yaşama hakkı adına hiçbir beyanatta bulunmayan bu emperyalistler söz konusu siyonistlerin ticari güvenliği olunca nasıl da o yedikleri helvadan putlarını hatırlayıveriyorlar. Bütün dünyanın, başta da İslam ülkelerinin artık bu olan bitenden kendine bir ders çıkarması gerekiyor. İsrail’le ilişkilerine devam ettiren, ticaretine halel getirmeyen, hiçbir biçimde kendisine en ufak bir bedel ödetecek hiçbir açıklamayı dahi yapmayan İslam ülkeleri, umarım bu yaklaşımdan ders alır.” dedi.

“Bugün Gazze’ye sesini çıkarmayan bölge ülkeleri, yarın savaşın içerisinde kendilerini bulurlar”

Gazze’de ki soykırıma sessiz kalan İslam ülkelerini uyaran Ramanlı, “Şuradan da uyarıyoruz, bugün siyonistlerinbarbarca saldırılarına arka çıkanlar, onların her türlü menfaatinin koruyucusu ve kollayıcısı olanlar gün gelir bu savaşı bölgesel bir savaş halinde getirir, bugün Gazze’ye sesini çıkarmayan bölge ülkeleri, yarın savaşın içerisinde kendilerini bulurlar. O yüzden kıt imkanlarıyla bir avuç mücahidin sergilemiş olduğu direnişe bir an önce destek verilmeli, azgın İsrail’in saldırılarına bir ‘dur’ demek için artık harekete geçilmelidir. Görüyoruz zalim siyonistler dünyadaki bütün zalimler gibi sadece ve sadece güçten anlar. Canını o kadar acıtacaksınız ki artık can acıtmaktan vazgeçsinler. Allah Gazzeli mücahit kardeşlerimize güç kuvvet versin, onları muzaffer ve muvaffak eylesin inşallah.” ifadelerini kullandı.

“Üniversitelerde görev alan 657’ye tabi memurların çakılı personel vasfında tutulmaları doğru değildir”

Açıklamalarına üniversitelerde görev alan 657’ye tabi memurların tayin konusunda yaşadıkları sorunlarını dile getirerek devam eden Ramanlı, “Biliyorsunuz klasik devlet memurları gibi yer değiştirme hakkı üniversite çalışanları için öngörülmemiş. Her ne kadar toplu görüşmelerde buna dair bazı çalışmalar yapılacağı hususunda bir metin kaleme alınmış ise de, ki bu da sadece mazeret izinleriyle ilgili olan bu bile hayata geçirilmiş değildir, üniversite çalışanı devlet memuru statüsünde ki personelin de makul çerçevede tayin haklarının kabul edilmesi ve bunun üniversite rektörlüğünün inisiyatifibariyerine takılmadan gerçekleştirebilmesi için de gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini buradan ifade ediyoruz.Neticede üniversite çalışanı personelimizde bu ülkeye hizmet eden personellerdir. Çakılı personel vasfında tutulmaları doğru değildir.” ifadelerini kullandı.

Siirt’in sorunları

Siirt ilinin sorunlarına da kısaca değinen Ramanlı, “Biliyorsunuz Doğu ve Güneydoğu illeri işsizlikte adeta rekoru üstüne rekor kırıyor. Her yıl açıklanan istatistiklerde maalesef Doğu ve Güneydoğu illeri işsizlik ve yoksullukrekorları kırıyor. Bunu bir nebze olsun aşmak için Türkiye-Katar iş birliği ile geçmişte Siirt’te Organize Sanayi Bölgesi’nde bir metal çinko külçe üretecek bir tesisin açılacağı ifade edilmişti. Buna yönelik adımlarda atılmıştı aslında ama her nedense ham madde tedarikçisiyle işletme arasında var olan sıkıntılar yıllardır çözülemiyor. Bunun çözme kavuşturulması binlerce işçiye doğrudan ve dolaylı bir imkânsağlayacaktı. Ama bunun hayata geçirilmemiş olması hem bölgesel anlamdaki işsizliğin giderilmesini temin etmemiş hem de bölgenin kalkınması için atılabilecek bir adımın da sekteye uğratılması sonucunu doğurmuştur. Buradanyetkililere çağrımız Siirt’te yapılması planlanan ve bir ölçüde başlanan ancak bir türlü faaliyete geçirilemeyen bu tesisin bir an önce hayata geçirilmesidir.” diye belirtti.

“Şeyh Said bir İslam kahramandır”

Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ramanlı, Şeyh Said ile ilgili sorulan soruyu şu ifadelerle yanıtladı:

“Öncelikle şunu ifade etmek lazım, Şeyh Said bir İslam kahramandır. Bizler tarihe, tarihi şahsiyetlere ve olaylara bakarken oradan ibret almak için, yanlışların tekrarlanmaması için ve doğrularda buluşmak için bakarız. O şekilde okur ve tanırız. Geçmişte bu ülkede çok acılar yaşandı, çok sıkıntılar çekildi. Ama bugün o tarihi olaylardan ders çıkarmak yerine,bu tarihi olaylar bir daha yaşanmasın, kardeşliğimiz pekişsin,birliğimiz daim olsun ve toplumsal barışı tesis edelim demek yerine o eski defterleri karıştırmak ve toplumun değerlerine hakaret ederek siyasi bir rant devirmeye çalışmak siyasetin büyük bir ayıbıdır.

Şeyh Said Efendi ile ilgili yakıştırılan o sıfatlar da ben ve benim gibi düşünen milyonlarca insan tarafından Şeyh SaidEfendiyi asanlar hakkında düşünülüyor. Üstelik aynı gerekçelerle. Ben sadece o ileri sürülen yakıştırma ve hakaretlerden ikisine değinmek istiyorum. Şeyh SaidEfendinin İngiliz ajanlığı ya da İngilizlerle iş birliği yaptığı söylemi üzerinden bir iftira yürütülüyor. Elbette siyasal bilinci inkılap tarihi kitaplarından ibaret olanlar benim bu söylediklerime çok bir anlam veremeyebilirler ama sadeceŞeyh Said Efendi’nin fotoğraflarıyla onu asan o İstiklal Mahkemesi ekibinin fotoğraflarını gördüğünüzde kimin İngilizlere benzediğini, kimin İngilizlerden ayırt edilemediğini görmek gayet mümkün. İkinci husus elbette biz soyla sopla uğraşan bir siyasi hareket değiliz. Ama Şeyh Said Efendi’nin de Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed aleyhissalatuvesselamın soyundan olduğunu ve o soyun sadece bizlerin bu dönemdeki milletvekillerinin değil bu meclise gelmiş geçmiş bütün milletvekillerinin soyundan daha değerli olduğu, o asaletin zekatının bile gelmiş geçmiş bütün milletvekillerine yeter ve artar olduğunu buradan ifade etmek istiyorum.”

Ramanlı, “Nihayetinde Bizler bu ülkede yaşayan birinci sınıf vatandaşlarız. Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi, Sünnisi, Alevisi,Müslimi, gayri müslimi bütün vatandaşlar bir ve eşittir. Temel hak ve hürriyetlerden herkes gibi eşit şekilde istifade etme hakkına sahiptir. Bizim geleceğimizi adalet ve kardeşlik temelinde inşa etme sorumluluğumuz var. Bu sorumluluğumuzun gereğini yerine getiririz ama bunu yaparken ne biz ne de başkası toplumun değerlerine hakaret etsin istemeyiz.” dedi.

“Nice manevi değerlerimize saldırılar gerçekleşti. Nice kutsalımıza dil uzatıldı. Neredeyse hiçbiri ya işlem görmedi ya göz altı görmedi ya tutukluluk yüzü görmedi”

10 Kasım vesilesiyle Gayrettepe’deki Cuma namazı sırasında, hutbede Mustafa Kemal’e dua edip rahmetle anılması üzerine camiden çıkan ve sosyal medyada bu duruma tepki gösteren Ahmet Bostancı’nın tutukluluk halinin devamıyla ilgili görüşü sorulan Ramanlı, şu ifadeleri kullandı:

“Evet, dün mahkemesiydi ve tutukluk halinde karar verildi.Ahmet kardeşimizin cuma namazı çıkışında yapmış olduğu paylaşımlara katılıyoruz diyemem. Çünkü, bizim toplumsal fay hatlarını derinleştirmek gibi bir lüksümüz olamaz. Ama buna mukabil sarf ettiği sözler sebebiyle tutuklanması, bir aydan fazla bir süre tutuklu kalması, üstüne bir de tutuklulukhalinin devamına karar verilmesi de elbette kabul edilemez.Nice manevi değerlerimize saldırılar gerçekleşti. Nice kutsalımıza dil uzatıldı. Neredeyse hiçbiri ya işlem görmedi ya göz altı görmedi ya tutukluluk yüzü görmedi. Ben bir hukukçuyum. Tutukluluğunda istisnai yol olduğunu buradan ifade etmek istiyorum. Bu herkes için böyle. Karartacak bir delil yokken, kaçma şüphesi yokken, bir kişinin sırf yargılandığı suçun türüne bakılarak tutuklanmasının da adil ve hukuki olmadığını buradan ifade etmek istiyorum. Elbette biz yargıya emir ve talimat verecek durumda değiliz. Ama yargının da toplumdaki güveni düşürmesi üzerinden kendine de bir şekilde düzen vermesi gerektiğini herkes gibi buradan biz de ifade etmiş olalım.” diye belirtti.

İnfaz düzenlemesi tartışmaları

İnfaz düzenlemesi ile ilgilide sorulan soruyu yanıtlayan Ramanlı, “İnfaz düzenlemesi ile ilgili sanırım 1999 yılındanbu tarafa herhangi bir af kanunu çıkarılmadı. Nice hükümetler geldi geçti, hiçbir biçimde bir af çıkmadı. Vatandaşlarımız yoğun bir biçimde bir af talebiyle bizlerin telefonlarını çaldırmaya devam ediyorlar. Bunu biliyoruz. Ama bizim af konusunda yaklaşımımızda öteden beri bellidir. Devlet sadece kendisi aleyhine işlenen suçlarda afi yetkisini kullanabilir.Vatandaşın vatandaşa yönelik suçlarında af yetkisi sadece vatandaşa aittir. Bunu hükümetlerimiz de söylüyor ama pratikte ne oluyor, devlet aleyhine işlenen suçlara hiçbir biçimde bir af getirilmezken vatandaşa karşı işlenen suçlardainfaz düzenlemesi adı altında örtülü aflar birkaç yılda bir çıkmaktadır. Vatandaş da bu eşitsizliğe, bu adaletsizliğe elbette ki itiraz etmektedir ve bu itirazında da haklı olduğunu ifade etmek gerekiyor. Herkesin yargı güvenliği içerisinde adil bir toplumda, yaşama hak ve hürriyetine sahip olduğunu hatırlatalım. Ama afla ilgili de yapanın yanına kar kalması gibi bir neticeyi de sürekli ama sürekli toplumun bir gerçeği haline getirmenin de bu topluma fayda sağlamayacağını da bilelim.” dedi.

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.