DOLAR
18,6338
EURO
19,6360
ALTIN
1.077,82
BIST
4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Açık
15°C
Diyarbakır
15°C
Açık
Cumartesi Açık
14°C
Pazar Az Bulutlu
13°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
11°C
Salı Çok Bulutlu
11°C
Advert

Bu Kuyudan Nasıl Çıkacağız?

İki kardeş birlikte bir yola çıkarlar. Bir süre sonra bir yol ayrımına gelirler. Yolun başındaki ak sakallı yaşlı adam onlara sağ taraftan giden yolun biraz meşakat’li ama güvenli olduğunu, sol taraftaki yolun ise görünmeyen tehlikelerle dolu olduğunu, yani hiç güvenli olmadığını söyler…


Temiz kalpli kardeş sağ tarafı seçerken, diğer kardeşi soldan gitmeyi tercih eder. Bir süre ilerledikten sonra kendini bir çölde bulur. Çalıların arasından birden bire bir aslanın çıkıp ona yöneldiğini görünce, yaşlı adamın söylediği sözün doğru olduğunu fark eder ama iş işten geçmiştir. İçini büyük bir korku kaplar ve hızla koşmaya başlar. Korkudan ne yaptığını ne yapacağını bilemez durumdadır. Önüne çıkan bir kuyuya atlar. Kuyunun derinliği altmış arşındır. Düşerken kuyunun duvarından çıkmış bir ağaca tutunur. Bakar ki ağacın iki gövdesinden biri siyah diğeri ise beyaz bir fare tarafından kemirilmektedir. Aşağıya bakar bir de ne görsün? Kuyunun dibinde bir ejderha ağzını açmış onun düşmesini bekliyor. Sonra gözleri ağacın dallarına takılır bir de bakar ki her çeşit meyve var ağaçta… O meyvelere o kadar dalar ki ağacın kökünü kemiren fareleri de, kuyunun dibinde ağzını açmış onu yutmak için bekleyen ejderhayı da kuyunun ağzında bekleyen aslanı unutur, zehirli zehirsiz demeden ağaçtaki meyveleri yemeye başlar.
Bu bedbaht adamı bu hâlde bırakıp sağ taraftan giden kardeşinin durumuna bakalım. O da biraz ilerledikten sonra kendini bir çölde bulur. Aniden çalılıktan bir aslanın ona doğru geldiğini görünce ürker ama kardeşi kadar korkmaz. O da aslandan kaçarken bir kuyuya atlar. Tutunduğu ağacın köklerini kemiren farelere bakar, kuyunun dibinde ağzını açmış duran ejderhaya bakar, kuyunun ağzında onu yemek için bekleyen aslana bakar, sonra ağacın dallarındaki çeşit çeşit meyvelere bakar ve kendi kendine şöyle düşünür: Muhakkak tüm bunları idare eden hepsine hükmeden bir hâkim olmalıdır… Ve o Hâkime sığınır. Hâkime sığınınca kuyunun duvarından bir kapı açılır. O kapıdan girince çok güzel bir bahçeye çıkar. Orada saadet içinde yaşayıp mesut olur.
Üstad Bediüzzaman hazretleri, bu temsili hikayeyi anlatırken hikayedeki tüm karakterleri ve olayların gerçek manalarını da anlatır.
Hikayedeki insan yeryüzüne gönderilen insanlar yani bizleriz. Yol ayrımındaki yaşlı aksakallı, insanlara doğru yolu telkin eden alimlerdir. Sağ taraftaki yol: Allah ve Resulünün bizlere emrettiği yol, sol taraftaki ise bizlere yasakladığı yoldur. Aniden kendimizi bir çölde bulmamız doğumla gerçekleşen dünyaya gelişimizdir. Birdenbire çıkan aslan; Azrail (as) dır ki doğduğumuz andan itibaren her an ruhumuzu almak için ecelimizin gelmesini beklemektedir. Altmış arşın olan kuyu insana verilen ortalama altmış yıllık ömürdür. Siyah fare geceyi, beyaz fare de gündüzü temsil eder ki bunlar birbirinin ardı sıra ömrümüzü tüketirler. Kuyunun dibinde ağzı açık bizleri yutmak için bekleyen ejderha da kabirdir ki herkesin gireceği kaçınılmaz dünyanın sonudur. Ağacın dallarındaki çeşit çeşit meyvelere gelince onlar da dünyanın nimetleridir ki ahmak insan, Azrail’i dolayısıyla ölümü, kabir’i unutup zamanın onun aleyhinde işlediğinden gafil, Hâkimler Hâkimi olan Allah’ın bir gün her şeyin hesabını soracağını hesaplamadan , o nimetlere helal haram ayırımı yapmadan dalar ve imtihanı kaybeder…
Akıllı olan ise tüm bunları hesaba katarak yaşadığı için, Hâkimler Hâkimi’ ne itaat ettiği ve sığındığı için, Allah’u Teala, Azrail’i ve Kabir’i ona vasıta yapar, ölüm sonrası ona cenneti bahşeder ki ebedî huzur ve saadete kavuşturur.


Allah makamını yükseltsin asrımızın müceddidi olan Üstad Bediüzzaman hazretlerinin bu hikayesinde bir çok ibret vardır. Bizler de mümkün mertebe istifade edelim. Unutmayalım ki zaman aleyhimize işlemekte, ertelediğimiz tevbeleri yapma imkanı bulmadan Azrail as boğazımıza sarılabilir.
Ölümden kurtuluş asla yoktur, Nisa suresi 78. Ayette Allah şöyle buyurmaktadır;” Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!
Özellikle çok genç insanların kalp krizi, beyin kanaması ve benzeri hastalıklardan aniden öldükleri bu devirde ölümü kendimize çok mu uzak görüyoruz? Yoksa Allah’ın miskali zerre her şeyin hesabını soracağına inancımız yok mu?  Nedir bizleri günah işlemekte bu kadar cesur yapan şeyler?
Hicri yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde geç olmadan tevbe edelim. Tevbe kapısının ölüm gelmeyene kadar açık olduğunu unutmayalım. Allah’ın bizlere bahşettiği ömür sermayesini boş işe yaramaz işlerde tüketmeyelim. Rabbim hepimize hidayeti nasip etsin ve zamanın kıymetini bilenlerden eylesin. Hicrî Yılbaşı tüm İslam âlemine mübarek olsun inşallah…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.