DOLAR
32,1755
EURO
35,0279
ALTIN
2.432,05
BIST
10.656,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Açık
32°C
Diyarbakır
32°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
33°C
Perşembe Açık
31°C
Cuma Açık
32°C
Cumartesi Açık
33°C
Advert

Farklılıklarımız Eksiklik Mi Zenginlik Mi?

A+
A-

Kıymetli okuyucular! Çoğu kez konuşurken ya da yazarken İslam Ümmetinin fertlerinde olması veya olmaması gerekenleri yazıp çiziyoruz. Bazen de sohbetlerimizin baş konusunu böyle konulardan seçiyoruz.


Şahsım adına söylemeliyim ki dile getirilen eksik ve kusurların çoğu en başta bende mevcut… Rabbim eksik ve kusurlarımızı en aza indirmeyi hepimize nasip etsin inşallah. Lakin yine de naçizane fikrim; herhangi bir konuda bilgi ve birikimleri ya da fikri olanların susmaması gerektiğidir.
Hakkında yazı yazmak istediğim konu başlığına gelince; “Birbirimizin farklılıklarını kabul ederek bir ve büyük olabiliriz” olarak adlandırabiliriz.
Bu farklılıklar maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Yani şekillerimizin, renklerimizin, dış görünüşümüzün farklı olmasını eksiklik veya kusur olarak göreceğimize bunları birer zenginlik olarak görmeliyiz. Bu konuda en güzel örneğimiz Serveri Kainat olan Hz. Muhammed (sav)’ dir. Şöyle ki; Efendimiz Aleyhisselam’ın eshabına baktığımızda bazısının Hz. Hamza gibi iri ve güçlü, bazısının Abdullah bin Mesut gibi zayıf ve güçsüz olduğunu görebiliriz. Yine kimisi Hz. Bilal gibi siyah tenli, kimisinin Hz. Musap gibi beyaz tenli olduğunu görebiliriz.
Başka bir deyişle; genciyle yaşlısıyla, zengini fakiriyle, cesuru korkağıyla, kölesi efendisiyle… Efendimiz Aleyhisselam tüm bu farklılıkları İslam potasında eritip çok kısa bir zamanda Asrı Saadet dediğimiz numune bir nesil meydana getirmişti.
Peki o zaman ne değişti? İslam 14 asır önce O güzide insanlara geldiği günkü aslını muhafaza ediyor. Onlar aralarındaki farklılıkları ayrılık sebebi olarak görmediler. Biz ise bugün Ümmeti Muhammed olarak farklılıkları birer tefrika sebebi yapmışız. Belki biraz argo olacak ama takım tutar gibi mezhep ve meşrep seçiyoruz. Benim yolum da doğrudur diyeceğimize… Tek doğru yol benim yolumdur diyoruz. Haliyle yüzyıllardır aramızdan kin, nefret ve tefrikalar eksik olmuyor. Bunu fırsat bilen düşmanlarımız yangını körüklüyorlar.
Uzun lafın kısası hepimizin kendisine çeki düzen vermesi gerektiği ortada… Eksiklik ve fazlalıklarımızla birbirimizi kucaklayabilirsek umulur ki yeniden Asr-ı Saadet günlerimiz geri gelir.
Allah’a emanet olun.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.